bayan escort bursa escort escort gaziantep istanbul escort escort izmir escort izmir izmir escort istanbul escort denizli escort escort bayan

banner6
01 Ekim 2020 Perşembe

Antalya Genelinde Corona sayısı belli oldu

“sen mevsimlik Başbakansın”

Devlet Bahçeli, Kayseri'de yaptığı konuşmada, “Allahtan korkmayan müsrifler saraylarda şatafat içindeler”

23 Mayıs 2015 Cumartesi 21:51
Bu haber 1261 kez okundu
“sen mevsimlik Başbakansın”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kırşehir ve Kayseri'de düzenlenen açık hava toplantılarında konuştu.

Devlet Bahçeli, Kayseri'de yaptığı konuşmada, “Allahtan korkmayan müsrifler saraylarda şatafat içindeler” dedi. Devlet Bahçeli, Ahmet Davutoğlu'na da seslendi ve “sen mevsimlik Başbakansın” dedi
  Devlet Bahçeli'nin Kayseri mitinginde yaptığı konuşma şu şekilde:
Bugün bizleri kavuşturan Rabbim’e şükrediyorum.
Kayseri’de bu muazzam heyecan seliyle müşerref olmaktan, sizlerin milli, cesur ve
kararlı iradenizi görmekten mutluluk duyuyorum.
Seçime giden yolda, milliyetçi bir iktidarı müjdeleyen bu toplantıya katılan herkesi en
içten hissiyatımla kutluyorum.
Buradan; Akkışla’ya, Bünyan’a, Develi’ye, Felahiye’ye, Hacılar’a, Kocasinan’a,
İncesu’ya, Melikgazi’ye, Pınarbaşı’na, Özvatan’a, Sarıoğlan’a, Talas’a, Sarız’a, Tomarza’ya,
Yeşilhisar’a ve Yahyalı’ya gönül dolusu selamlarımı gönderiyorum.
Bu açık hava toplantımızın gerçekleşmesinde emeği geçen, katkısı bulunan her dava
arkadaşımı tebrik ediyorum.
16 gün sonra yapılacak 25’nci Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleri’nin ülkemizin
birliğine, milletimizin dirliğine, insanımızın refahına en üst düzeyde katkılar sağlamasını
Rabbim’den niyaz ediyorum.
Seçimlerin barış, huzur, güven ve demokratik yarış içinde geçmesini temenni ediyor,
siyasi partilere ve milletvekili adaylarımıza başarılar diliyorum.
Partimizin kurucusu merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i rahmetle anıyor, ata
toprağında bulunmaktan iftihar ediyorum.
Ve hepinize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.
Muhterem Kayserililer,
Biz Kayseri’yi öteden beri onurlu, dik duruşlu, sözünün eri, milleti için elini taşın altına
koyan cefakar insanların memleketi olarak biliriz.
Biz Kayseriliyi tuttuğunu koparan, işinin ehli, uzağı gören, vizyonu olan insanlar olarak
tanırız.
Bu kanaatimizde hiçbir eksilme yoktur. Ve unutmayınız ki sizlerle övünüyoruz.
Fakat Kayserili kardeşlerimi suçlayan, alay eden ve çarpıtan gafilleri görünce de
geriliyor ve öfkeleniyoruz.
Mutlaka duydunuz, 17-25 Erdoğan’a; anasını, babasını, kendisini ve çocuklarını kurban
etmek için beyanat veren bir yandaş işadamı, rüşvet havuzunun dibine çökmüş bir tortu,
geçtiğimiz günlerde Kayseri’ye hakaret etti.
Havuz medyasında köşe tutmuş bu sonradan görme, Rize Güneysu’da başkanlık sistemi
üzerine yaptığı konuşmada, maalesef aynen şunları söyledi:
“Karadenizliler bir şeye inandılar mı sonuna kadar giderler. Yanlış da olsa, doğru da
olsa giderler. Kayserililer para yoksa gitmezler.”
Kayserili kardeşlerim, bu çirkin sözlere layık mısınız? (Hayır)
Kayseri’yi hakir gören bu bayağı sözleri hak ediyor musunuz? (Hayır)
Kayserilileri çıkarcı, paradan başka bir şey düşünmez şeklinde tasvir etmek ve
tanımlamak bu aziz şehre ve siz muhterem vatandaşlarıma en ağır bühtandır.
Biz hayâsız sözleri reddediyoruz.
Biz iğrenç benzetmeyi elimizin tersiyle itiyor, muhatabına iade ediyoruz.
Kayserili çalışkandır, yüreklidir, fedakârdır, sorumluluk sahibidir. Bunu çıkarcılar,
hortumcular anlayamaz.
Kayserili şereflidir, namusludur, samimidir.
Bunlardan nasibini almayanların Kayseri’ye şaşı bakmaları bozuk fıtratlarına uygundur.
AKP’ye oy veren vatandaşlarım, artık gerçekleri görünüz.
Fitne-fesat yuvası zihniyetin gerçek yüzünü tanıyınız.
Özellikle hemşehriniz 11.Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e yapılan haksızlıkları da
fark ediniz.
İster beğenelim, ister beğenmeyelim; ister takdir edelim, ister etmeyelim; Sayın Gül
üstlendiği Cumhurbaşkanlığı görevini yasa ve Anayasa’ya bağlı kalarak yürütmüştür.
Polemiklerden nispeten uzak kalmıştır.
Şeklen da olsa siyasi tarafsızlığını muhafaza etmek için azami çaba göstermiştir.
Elbette kendisini çok defa eleştirdik, çok defa yerdik ve pek çok kez haklı olduğumuz
konularda tepkimizi koyduk.
Fakat Sayın Gül, Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığını sabırla taşımayı bilmiştir.
Kayseri’ye hakaret edenleri yanında gezdiren ve başkanlık sistemi amacıyla her türlü
hukuksuzluktan, her türlü kanunsuzluktan fayda uman bir Erdoğan’a bakınız, bir de Sayın
Gül’ü değerlendiriniz.
İnanıyorum ki, sizler mukayeseyi en iyi şekilde yapacak, vicdan terazinizde gerekli
ölçümü de gerçekleştireceksiniz.
Kardeşim dediği kişiye çalım atan, dirsek çeviren, el altından yıpratmaya çalışan
Erdoğan’ın vefası mezara kadar değil, menfaati bitene kadardır.
Erdoğan’ın gözünde Kayseri’nin bir hükmü yoktur.
Nitekim Kayseri sorunlara teslimdir.
Fakat Kayseri’yi kötüleyen havuzcular sizin hakkınızı çalarak köşeyi dönmektedir.
12 yıl Türkiye’yi Başbakan olarak yönetmiş Erdoğan hala sizden, hala AKP’ye oy veren
vatandaşlarımdan yetki istiyor, yeni yeni unvanlar bekliyor.
Kazanan Erdoğan’dır, kaybeden sizlersiniz.
1 milyar 370 milyon liraya mal olan kaçak ve karanlık sarayda oturan Erdoğan’dır,
kirayı ödemede zorluk çeken, ömür boyunca banka kredisine mahkum olan sizlersiniz.
Şu işe bakınız ki, yükselen Erdoğan’dır, düşen sizlersiniz.
Dolar milyarderi olan, villaları, gemileri, kupon arazileri sıra sıra dizen gene
Erdoğan’dır, umutsuzluğun pençesinde inim inim inleyen ise sizlersiniz.
Peki Kayserili mazlumu, Kayserili mağduru, Kayserili işsizi, Kayserili yoksulu
hatırlayan, önemseyen, derdiyle dertlenen var mıdır, varsa nerededir?
Emin olunuz şunları söylerken bile içim acımaktadır:
Çalışan sizsiniz, çalan onlardır.
Vergi ödeyen sizsiniz, aşıran onlardır.
Emek veren sizsiniz, alın teri hırsızları onlardır.
Onları uzaklarda aramayın, onları görmek için başka yerlere bakmayın:
Millete küfreden havuzcular, devletin malını deniz gören asalaklar onlardandır.
30 yaşındaki bir İranlı kara paracı ve bu karanlık simanın eline düşen eski bakanlar
onlardandır.
Cuma günleri ayet salladığını söyleyen ve Bakara Suresi’yle dalga geçen, sonra da
saraya danışman olarak alınan yezit kalıntıları onlardandır.
Ayakkabı kutularına milyon dolarları koyan, yatak odalarına servet saklayan hırsızlar
onlardandır.
Haberiniz olsun, Ankara’da hırsız vardır.
Rüşveti bağış gören, yolsuzluğu kapatmak için fetvalar düzen sahte alimler onlardandır.
Hırsızlığı günah işleme özgürlüğü olarak tevil eden arsızlar onlardandır.
Bir kolunuzdaki saate bakın, bir de 700 bin liralık saat takanları düşünün; işte bunlar ve
elbise kılıflarında, çikolata kutularında rüşvet alan onlardandır.
17-25 Aralık’ta ele geçen soygun paralarını, paralel polisler koydu diyerek hayasızca
iftira atan, sonra da faiziyle birlikte geri alınca ses çıkarmayan haramzadeler onlar
arasındadır.
Onların gücü ve güvencesi saraydadır.
Onların sevk ve idaresi sarayda oturmaktadır.
Biliyorum, sizler su, elektrik, mutfak, ulaşım, eğitim ve ısınma faturalarını zar-zor
ödüyorsunuz.
Biliniz ki, aylık elektrik faturası 700 bin lirayı aşan, ısınma bedeli ise 10 milyon lirayı
bulan bir sarayın maliyetini de sizler karşılıyorsunuz.
Sizler kıt kanaat geçiniyorsunuz.
Din diyen, Kur’an-ı meydanlarda sallayan, diyanet sömürüsü yapan, ne var ki Allah’tan
da korkmayan müsrifler, münafık niyetler saraylarda lüks ve şatafat içinde yüzmektedir.
Kayserili kardeşim; bu hak mıdır, bu adalet midir, bu insanlık mıdır?
Sizler gideceğiniz yere ya yürüyerek, ya da toplu taşıma araçlarıyla ulaşıyorsunuz.
Şu acınası hale bakınız ki, maliyeti 410 milyon lira olan ve tamamen sizin cebinizden
çıkan paralarla karşılanan uçan saray birilerine dünya turu attırmaktadır.
Aç kalan sizsiniz, açıkta kalan sizsiniz, muhtaç olan sizsiniz, ihtiyaç sahibi sizlersiniz.
Buna karşılık doyan bellidir, yiyen bellidir, dolaşan, dolandıran, milli iradeyi dolmuşa
bindiren, servetine servet ekleyen de bellidir.
Kayseri’de sanayi zordadır, esnaf perişandır, tarım açmazdadır.
Pınarbaşı, Sarız ve Akkışla olmak üzere pek çok ilçemizde göç patlaması yaşanmıştır.
Çaresiz kalan çiftçilerimiz yavrularının nafakasını Kayseri’de aramakta, ancak bu kez
de işsizliğe mahkum olmaktadır.
Kayseri’nin ilçeleri yatırımlardan mahrum bırakılmakta, tabir yerindeyse üvey evlat
muamelesi görmektedir.
54 Havaalanı yapmakla övünen AKP, Kayseri’nin hava ulaşımını sürekli göz ardı etmiş,
sivil havaalanı ihtiyacını kayda değer bulmamıştır.
Hızlı tren Kayseri’nin talebidir; fakat Yerköy-Kayseri arasına yapılacağı vaat edilen
hattın seçim rüşveti olmaktan öte bir anlamı yoktur.
Kayserili esnaf ve sanayicilerimiz borç çıkmazındadır.
Karşılıksız çek ve protesto edilmiş senetlerde tırmanış vardır.
Geçen yıla kıyasla, bu yılın ilk üç ayında protesto edilen senet tutarı yüzde 66,2
oranında artmıştır.
Kayseri’de 2014 yılında kapanan şirket sayısı 195, bu yılın ilk üç ayında da 57’dir.
Küçük esnafımız kan ağlamaktadır.
Kapalı Çarşı, Yeraltı Çarşısı ve diğer cadde esnafları derin derin iç çekmektedir.
Kayseri’de yanlış şehircilik planlarından dolayı şehir içi trafik kabusa dönmüştür.
Yandaşları kayırma pahasına Kayseri’nin geleceği yok sayılmıştır.
Geçen yıllarda çevre illerimiz için lokomotif işlevi gören Kayseri hızla içe kapanmakta,
eski cazibe ve çekimini kaybetmektedir.
Ve Kayseri’nin potansiyeli erimektedir.
Bir dönem ağır sanayinin önemli kavşak noktalarından birisi olan Kayseri, artık
yalnızca mobilya ve tekstil sektörlerinde tutunmaya, rekabet etmeye çalışmaktadır.
Bir diğer önemi sorun ise yurt meselesidir.
Kayseri’de 4 üniversite bulunmasına rağmen, evlatlarımız için yeterli sayıda barınma
imkânı yoktur.
Ve hepsinden önemlisi gençler arasındaki işsizlik felaket boyuttadır.
Şimdi siz söyleyiniz;
Kayseri’nin bu karamsar tablosunda istikrar var mıdır?
Umut var mıdır? Gelecek var mıdır?
Erdoğan Merkez Bankası’yla kavga etti, döviz çıktı; ne yazık ki ceremesini sizler
çektiniz.
Erdoğan paralel bahanesiyle iş aleminde hedef seçtiği ve biat etmeyen şirketlerle didişti,
sonucuna sizler katlandınız.
Türkiye’nin ihracat ufkunu kapattı, yalnızlıktan medet umdu, maliyeti sizler
karşıladınız.
Erdoğan zenginleşti, Davutoğlu el etek öptü; sizler borçlandınız, geleceğinizi ipotek
ettirdiniz.
Bugün Türkiye’de, ne ibret verici bir gerçektir ki;
44 milyon vatandaşımız iki günde bir kap et yemeği yiyememektedir.
26 milyon insanımız kendine yeni bir elbise almaktan uzaktır.
58 milyon insanımız evinde mobilyasını değiştirmekten acizdir.
42 milyon insanımız borçlarını ödemekte zorlanmaktadır.
2014 yılında, 2002’ye göre; kırmızı etin fiyatı yüzde 700, tavuğun fiyatı yüzde 161,
ekmeğin fiyatı yüzde 400, çayın fiyatı yüzde 238, yumurtanın fiyatı yüzde 200 zamlanmıştır.
Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2002 yılında 380 lira iken, bugün bin 287 liraya
çıkmıştır.
Kişi başına düşen gelir yıllardır yerinde saymakta, hatta artan dövizden dolayı
düşmektedir.
Dış borç 2002’ye göre yüzde 206 oranında artmıştır.
İthalat 250 milyar dolar sınırına dayanmıştır.
Türkiye dünyada enflasyonu en yüksek ilk sekiz ülkeden birisidir.
İşsizlik felaket sınırındadır, gerçekte yüzde 20’ye adım adım yaklaşmaktadır.
Ekilebilen tarım alanları her yıl daralmıştır.
Çiftçilerimizin takipteki kredi miktarı 1 milyon 365 milyon lirayı aşmıştır.
Vatandaşlarımızın bankalara borcu 2002 yılında 6,6 milyar iken şimdilerde 357 milyar
liraya ulaşmıştır.
2002’ye göre bugün;
Tüketici kredileri 127 kat, kredi kartı borcu 17 kat, takipteki tüketici kredisi 137 kat,
takipteki kredi kartı borcu 25 kat çoğalmıştır.
Kredi kartını ödeyemeyen vatandaşlarımızın sayısı 12 yılda 618 bin sınırını geçmiştir.
949 lirayla geçinen asgari ücretli kardeşlerimizin, bu yılın Ocak ayından Nisan ayına
kadar dolardaki artıştan dolayı gelirlerindeki azalma 142 lirayı bulmuştur.
10 milyon 875 bin 380 emeklimiz aç, yoksul ve ümitsizdir.
İcra dosyaları 2002’ye göre yaklaşık 4 kat yükselmiştir.
12 yılda 271 bin esnafımız işinden olmuştur.
2014 yılsonunda yardıma muhtaç insan sayımız 30 milyon 500 bine dayanmıştır.
Özetle Türkiye’nin tablosu budur.
Bu gerçekler karşısında hangi vicdan sahibi AKP hükümetine başarılı diyecektir?
Hangi vatan evladı geliştik, kalkındık, büyüdük masallarına inanacaktır?
Sizler inanıyor musunuz? (Hayır)
Sizler sosyal ve ekonomik hezimeti normal görüyor musunuz? (Hayır)
Erdoğan’a sorarsınız, bunlar fasa fisodur, fuzuli şikâyetlerdir. Veya dış güçlerin oyunu,
ekonomik operasyon, paralelcilerin yeni bir kumpasıdır.
Erdoğan’a bakarsanız, mesele başkanlık sistemidir, tüm meseleler, tüm sorunlar
başkanlık sistemi gelince birden bire çözülecektir.
Bu zihniyete göre, bugüne kadar parlamenter sistem hep engel çıkarmış, hep ayak bağı
olmuş, hızlı karar almayı kösteklemiştir.
Davutoğlu şimdi çıkmış, “Anayasal çoğunluğu sağlarsak tereddüt etmem, başkanlık
için koltuğu bırakırım” demektedir.
Bu söz bir defa AKP’nin varlığına, siyasetin doğasına hakarettir.
Bu söz bir defa millete nankörlük, demokrasiye ihanettir.
İlk kez uçak yaptık diyerek Kayseri’de kurulan ilk uçak fabrikasını bile duymayan
ümmi yuvası Davutoğlu’nun balonu 17-25 çuvaldızıyla patlamıştır.
Başbakanlık koltuğundan madem kalkacak idiysen, niçin meydan meydan gezip de
milletimizin zamanını çalıyorsun?
Ne hakla umutlarla oynuyor, sabahtan akşama MHP’ye iftiralar atıyorsun?
Davutoğlu, şunu kesinlikle kabul et ki; hem kendini yaktın, hem senden beklentisi
olanları yıktın.
Omurgalı davranmak varken, gittin 17-25 Erdoğan’ın paryası oldun.
Sayın Davutoğlu Başbakanlığı esasen bırakmana gerek yok, kaldı ki sahip olmadığın,
olamayacağın ve hak etmediğin koltukta zaten oturmuyordun, zaten bulunmuyordun.
Sen mevsimlik Başbakansın.
Sen taşeron Başbakansın.
Sen tembihlenmiş, terbiye edilmiş, süklüm püklüm bir Başbakansın.
Sen selin getirdiği bir Başbakansın.
Çok yakından tamamen gideceksin, yerinde yel bile esmeyecektir.
Ve sen emanetçi bile değilsin.
Dahası sen Başbakanlıkta rehin tutulan, elleri kelepçeli, vicdanı hacizli, iradesi prangalı
bir saray sömürgesisin.
Kayserili ne yemiş, ne içmiş, nasıl geçinmiş, ne Erdoğan’ın ne de Davutoğlu’nun
umurunda değildir.
Şimdi, AKP’ye oy veren kardeşlerim Allah için söylesin, Allah için itiraf etsin; bu
zulüm düzenine, bu karanlık serüvene nereye kadar destek vereceklerdir?
Yetmedi mi hırsızlıklar, yetmedi mi kötü yönetim anlayışı, yetmedi mi yolsuzluklar,
yetmedi mi ihanet ve melanetler?
Bu kara kış, bu kâbus gece, bu fukaralık depremi, bu gelir dağılımı adaletsizliği nereye
kadar hazmedilecektir?
Haram sultası sürsün deniliyorsa, AKP doğru adrestir. Buyurun devam edin.
İhanet kervanı ilerlesin deniliyorsa, AKP makul bir seçenektir. Durmayın devam edin.
Türkiye federasyona gerilesin, İmralı canisi ev hapsine çıksın, PKK’lılar affedilsin,
Türk milleti kardeş kavgası yaşasın isteniyorsa AKP ve başkanlık sistemi bulunmaz Hint
kumaşıdır. Onlar konuşur, AKP yapar demeyi sürdürün.
Türklük ağır bir ameliyata alınsın, millet çıkamayacağı komaya sokulsun diyorsanız,
AKP işinin ustasıdır, Davutoğlu ve Erdoğan ehildir; sizlere kolay gelsin.
AKP’nin sırdaşı, karındaşı, ikizi ve aslında kanlı bir sureti olan PKK-HDP Türkiye’yi
harabeye çevirsin noktasındaysanız, AKP aranılan çaredir, bundan iyisi Şam’da kayısıdır.
Aziz Kayserililer,
AKP’nin Türk milletine de, Kayseri’ye de vereceği bir şey kalmamış, bu iktidar
tamamen tükenmiş, duman olmuştur.
AKP aldatmasının arkasında açlık vardır, yoksulluk vardır ve yolsuzluk vardır.
Geliştik nutuklarının arkasında işsizlik vardır, kayırma vardır, yağma vardır.
Bayrak istismarının ardında, onursuz dış politika, korkak ve teslimiyetçi zihniyet vardır.
Ve bu zilletten milletimizi kurtaracak yegane güç Milliyetçi hareket partisidir.
Milliyetçi Hareket partisinin tek başına iktidarı Türkiye’yi kurtaracaktır.
Buradan Başbakan ve yandaşlarına sesleniyorum:
Artık sonunuz geldi.
Yaptıklarınız bedelini ödeyeceksiniz.
Kaygınız bundan, korkunuz bundandır.
Milli hesaplaşmadan kaçamayacak, kurtulamayacaksınız.
Mağdur yaptıklarınız, çaresiz bıraktıklarınız, umutsuz kıldıklarınız 16 gün sonra hesap
sormak üzere geliyor.
Milliyetçi Hareket mazlumun, işsizin, yoksulun, şehidin hesabını sormak için 7
Haziran’ı bekliyor.
Soruyorum sizlere;
AKP İktidarının teslimiyetçi ve gayri milli politikalarına sandıkta dur diyecek misiniz?
Milli kıymetlerimize, milli ve manevi değerlerimize yönelik saldırılara sandıkta cevap
verecek misiniz? (Evet)
İnançlarımızı istismar edenlere, başkanlık için ruhunu satanlara ve sizi yok sayanlara
demokratik tepkinizi verecek misiniz? (Evet)
Mutlu, huzurlu ve onurlu bir Türkiye kurmak için Milliyetçi Hareketi tercih edecek
misiniz? (Evet)
AKP İktidarını geri gelmemek üzere sandıkta tasfiye edecek misiniz? (Evet)
7 Haziran günü mührünüzü üç hilale vuracak mısınız? (Evet)
O halde bizimle yürü Kayseri, bizimle yürü Türkiye.
Allah hepinizden razı olsun, işte Kayseri budur, işte milli tavır böyledir, işte asil duruş
bu olacaktır.
Kayserili Vatandaşlarım,
Değerli Dava arkadaşlarım,
Seçim Beyannamemizi Toplumsal Onarım ve Huzurlu Gelecek adıyla 3 Mayıs günü
açıkladık.
Beş ana projemizle milletimizin tüm sıkıntılarını çözmek için yola koyulduk.
Yoksullukla savaşacağız, yolsuzlukla ve terörle mücadele edeceğiz.
Devlet ve yönetim reformuyla çürümenin önüne geçeceğiz.
Ahlak ve kalitenin tesisiyle çöküşü engelleyeceğiz.
Üreten Ekonomi Programımızla sanayinin, işadamlarımızın, aç ve açıkta kalan
milyonlarca masum vatandaşımızın sorunlarını gidereceğiz.
Ekonomi büyüyecek, insanımız refah ve zenginliğe ulaşacaktır.
Türkiye, MHP iktidarıyla, milli varlığına, tarihi misyonuna sahip çıkarak bugün içinde
bulunduğu ataletten kurtulacaktır.
Ülkemizi 2023’de bölgesel güç ve küresel aktör, 2053’te de küresel güç mertebesine
çıkaracağız.
Kaynaklarını hesaplayarak açıkladığımız plan ve projelerimiz bir yönüyle iktidar
programıdır.
Hedeflediğimiz toplumsal onarım döneminin ilk etabında emeklilerimize; Mart ayında
1400 ve Eylül ayında 1400 lira olmak üzere yılda toplam 2800 lira Emekli Destek Ödeneği
vereceğiz. Ve bunda kararlıyız.
Ayrıca emeklilerimizin banka promosyonu alabilmeleri için, esnaflarımızın emekli
aylıklarından kesilen sosyal güvenlik destek priminin kaldırılması için ne gerekiyorsa
yapacağız.
Emekli aylıkları arasındaki eşitsizliği gidereceğiz, emekli aylığı hesabındaki refah
payını yükselteceğiz.
Kamu çalışanlarımızın çeşitli isimler altında ödenen tüm ek ödeneklerini emekli
aylığına yansıtacağız.
Emeklilikte yaşa ve prim gün sayısına takılan vatandaşlarımızın mağduriyetlerini
çözeceğiz.
Çiftçilerimiz feryat etmektedir. Tarımda sorun büyüktür. Girdi maliyetleri dayanılmaz
seviyelerdedir.
Bu nedenle Hızır gibi yetişerek; mazotta, gübrede, ilaçta, tohumda, yemde, fidede, ÖTV
ve KDV’yi tamamen kaldıracağız, çiftçilerimizin belini büken mazotu 1 lira 75 kuruşa
indireceğiz.
Tarımı canlandırmak, çiftçimizi, hayvan üreticimizi borçtan dertten kurtarmak için
bizimle yürüyecek misiniz?
Canlı hayvan kaçakçılığını önlemek, et ve sütte garanti fiyat uygulamak için tedbir
alacağız.
Asgari ücretle geçinen kardeşlerimin ne denli yoksul ve vahim durumda olduğunu
yakından takip ediyorum.
Buna son vermek zorundayız.
Erdoğan karşı çıksa da, Davutoğlu itiraz etse de, Maliye Bakanı bütçe dengelerini
hatırlatsa da, Suriyeli sığınmacılara 5 milyar dolar civarında haracama yapanlara asgari
ücretlilerimizi ezdirmeyeceğiz.
Ve asgari ücreti net 1400 liraya çıkaracağız. Hayırlı olsun.
Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden ucuz siyaset yapan müflis ve maneviyat
tüccarlarının yapamadığını yapacağız ve imamsız, müezzinsiz cami bırakmayacağız.
Cemevi gerçeğini siyasi kaygılardan uzak bir şekilde kabul edecek ve devlet yardımının
önünü açacağız.
Köy ve mahalle muhtar maaşlarının en az asgari ücret kadar yükselmesi, yani en az
1400 lira olması için gereğini yapacağız.
Esnaf ve sanatkârlarımız yeni işyeri açtılarsa, onları beş yıl süreyle gelir vergisinden
muaf tutacağız.
İlave olarak, kendi nam ve hesaplarına ödedikleri sigorta primlerinin yarısı beş yıl
süreyle devlet tarafından karşılanacaktır.
Şoför esnafımızın aldığı yeni ticari araçtan 10 yıl kullanmak kaydıyla KDV ve ÖTV
almayacağız. Kutlu olsun.
Esnaf, Bağ-Kur emeklilerimizin aylıklarını iyileştireceğiz. Gerçek manada intibak
düzenlemesi yapacağız. Herkesin gözü aydın olsun.
Bizimle yürümeye söz veriyor musunuz?
İşsiz kardeşlerim üzülmeyin, Üreten Ekonomi Programımızla her yıl 700 bin insanımıza
iş sağlayacağız, sorunlarınızı bitireceğiz.
Bugüne kadar kim, hangi ad altında, hangi tutar ve miktarda yardım alırsa alsın,
anasının ak sütü gibi helali olan sosyal yardım ve desteklerden kesinlikle mahrum
bırakılmayacaktır.
Ve de bu yardımları refah artışı kapsamında yükseltip yüzleri güldüreceğiz.
Muhtaç durumda olan ailelerimizin en az bir ferdine iş vereceğiz. Uğurlu olsun.
İş sağlanana kadar, asgari ücretin yarısı kadar, yani 700 lira “Aile Desteği” adı altında
ödeme yapacağız.
65 yaşını doldurmuş kardeşlerim, rahat olun, size ödenen aylığı 300 liraya çıkaracağız.
Yaşlısına bakmakla yükümlü ailelerimize sosyal bakım yardımını helalinden vereceğiz.
Kamuya ait atıl arazileri yoksullarımıza tahsis etmekle kalmayacak, istihdam
oluşturmak amacıyla, büyük ya da küçükbaş hayvanları bedelsiz dağıtacağız.
Evi olmayan muhtaç ailelerimize sosyal konut sağlayacağız. Veya 250 lira kira yardımı
yapacağız.
İlköğretime ve ortaöğretime devam eden evlatlarımızın annelerine muhtaçlık
durumlarını dikkate alarak en az 50 lira vereceğiz.
Aylık 200 kilowatsaatin altında elektrik tüketen ve ödeme gücü olmayan
vatandaşlarımıza yüzde 75 indirim yapacağız. Hayırlı olmasını diliyorum.
Muhtaç durumdaki ailelere aylık temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri Hilalkart
uygulamasına geçeceğiz. Güle güle harcayınız.
Gelecek nesillerimizin teminatı öğretmenlerimizin 3600 ek göstergeden
yararlanmalarının önünü açacağız. Atanamayan öğretmen bırakmayacağız.
Yuva kuracak gençlerimize 10 bin lira tutarında, iki yıl vadeli, faizsiz kredi imkânı
sağlayacağız.
Devletin asli ve sürekli hizmetlerinde çalıştırılan taşeron işçilere kadro vereceğiz.
Kamuda sözleşmeli, geçici, 4/B’li, 4/C’li, vekil ve benzeri şekilde istihdam edilenlerin
alayını kadrolu yapacağız.
Ve şüphesiz bölücülüğün ve terörün kökünü kazıyacağız.
Temiz siyaset, dürüst yönetim için Bizimle Yürü Kayseri.
Dik baş, tok karın, mutlu yarın için Bizimle Yürü Kayseri.
7 Haziran’da MHP’ye oy verecek misiniz? (Evet)
7 Haziran’da vatana, millete ve geleceğinize sahip çıkacak mısınız? (Evet)
Bu evetler sayesinde, Genel Seçimler, büyük milletimizi tıpkı asırlar öncesinde olduğu
gibi lider ülke Türkiye ülküsüne götürecek yolun başlangıcı olacaktır.
Sizleri bir kez daha sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Yolunuz, bahtınız, alnınız açık olsun diyorum.
Hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.
Sağ olun, var olun.
Bizimle Yürü Kayseri.
Bizimle Yürü Türkiye.
Ne mutlu Türküm Diyene.  

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    MANAVGAT TA EN BAŞARILI ÖZEL OKUL

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • Manavgat Söz Haber - Manavgat Haberleri - 19 Ocak 2016 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV